Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

28 Eylül 2012 | Uğur Kantar | 0 yorum

Askeri cezaevinde ölüme ‘güneş çarpması’ raporu

Askeri cezaevinde ölüme ‘güneş çarpması’ raporu

Disiplin Cezaevi’nde işkenceyle öldürüldüğü öne sürülen er Uğur Kantar’a ilişkin davada Adli Tıp raporu açıklandı: Güneş çarpması ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu ölüm gerçekleşmiştir.

Uğur Kantar’ın askerler arasında “disko” olarak bilinen Disiplin Cezaevi’nde gördüğü işkence sonucu yaşamını yitirmesinin ardından açılan davaya Girne Askeri Mahkemesi’nde devam edildi.
Aylardır beklenen Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya girdi.İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından gönderilen raporda, özetle Kantar’ın ölümü için “Güneş çarpması ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu ölüm gerçeklemiştir” denildi.
Heyet değiştiği için duruşmada yeni bir gelişme olmadı. Duruşma, 9 Kasım 2012 tarihine ertelendi.

‘GÜNEŞ ALTINDA BEKLETMEK DE İŞKENCEDİR’
Kantar ailesinin avukatı Teoman Özkan duruşma sonrası yaptığı açıklamada, raporu meslektaşları ve hekimlerle birlikte inceledikten sonra ayrıntılı bir değerlendirmede bulunacaklarını söyledi, “Ayrıca alternatif rapor da isteyeceğiz” dedi.
Uğur Kantar’ın gördüğü işkencenin tanıkların anlatımıyla kanıtlandığını söyleyen Avukat Özkan, “Uğur’un 40-50 derece sıcaklığın altında, susuz ve elleri kelepçeli bir şekilde sandalye üzerinde tutulduğuna dair tanıklar var. Ayrıca, bir kişinin o güneş altında o şekilde bırakılması da işkencedir” diye konuştu.

İDDİANAMEDE NE DİYOR? 
Olayın ardından hazırlanan iddianamede, Kantar’ın işkence gördüğü Disiplin Cezaevi’nde gardiyan olarak görev yapan Ayhan Arslan ve Fırat Keser’in “neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence” suçundan cezalandırılması istendi. Gardiyan Recep Tekin “beş kez kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralamak”, cezaevi müdürü Ayhan Şentürk ise “ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak” ile suçlandı. Gardiyanlar Süleyman Özdoğan, Özkan Belmen ve Ahmet Yurdusevdi hakkında da “görevi kötüye kullanma” suçlamasında bulunuldu.

İddianameye göre, Kantar’ı ölüme götüren olay şöyle yaşandı: 
“Uğur Kantar, 7 günlük cezasını çekmek üzere 18 Temmuz 2011 tarihinde Tümen Disiplin Ceza ve Tutukevi Müdürlüğü’ne konuldu. Kantar’ın bu sırada su içme ve tuvalete gitme ihtiyacı karşılanmadı. Kantar’ın gardiyan Ayhan Arslan ile görüşmek istediğini söylemesi üzerine, gardiyan Fırat Keser, Kantar’ı yakasından tutarak, ‘Babamın oğlu musun, senin derdin nedir, sen dayağı hak ettin’ dedi ve Kantar’ı dövmeye başladı. Başına da vurulan Kantar bu sırada sanık gardiyan Keser’e sürekli, ‘Komunatım ne olur yapmayın, vurmayın’ diye bağırdı.

Daha sonra bina içine alınan Kantar, gardiyan Ayhan Arslan’ın vurması sonucu yere düştü. Kantar içeride de ‘Komutanım ne olur vurmayın’ diye bağırmaya devam etti. Yerden kalkmayı başararak banyo bölümüne kaçan Uğur Kantar, burada da gardiyanlar tarafından bayılıncaya kadar dövüldü.

‘KALK, KALK NUMARA YAPMA’ 
Olayın ardından sanık gardiyan Ayhan Arslan, dışarıda bulunan hükümlülere seslenerek, Kantar’ı üç kişinin almasını söyledi. Banyoya giren hükümlü Mehmet Selman Bektaş, Kantar’ın üzerinde sadece alt kamuflaj pantolonu olacak şekilde yerde sırt üstü baygın bir şekilde yattığını, üst kısmının çıplak olduğunu ve ayağında botu ve çorabının olmadığını gördü. Bu sırada, sanık gardiyan Arslan, Kantar’a ‘Kalk kalk numara yapma’ diye bağırıyordu.

ELLERİ ARKADAN KELEPÇELENDİ 
Banyoya giden hükümlüler Hasan Coşkunlar ile Hasan Ergül, Kantar’ın taşınmasına yardım etti. Gardiyan Arslan, baygın halde olmasına rağmen Uğur Kantar’ı doktora sevk etmek yerine güneş altında bir sandalyeye oturttu. Sandalyeden düşen Kantar, bu kez elleri arkadan kelepçelenerek sandalyede sabitlendi. Kantar, baygın ve elleri arkadan kelepçeli bir şekilde güneşin altında bekletildi.

Kantar’ın numara yaptığını düşünen gardiyanlar, üzerine su dökerek ayıltamaya çalıştı. Ancak Kantar’ın kendine gelmemesi üzerine, 25 Temmuz günü saat 13.00 sıralarında Lefkoşa Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yüzbaşı Hüseyin Erdönmez, ancak ertesi gün saat 09.10 sıralarında askeri savcılığı arayarak bilgi verdi. Uğur Kantar, durumunda iyileşme olmaması üzerine 26 Temmuz günü saat 20.30′da Ankara GATA ‘ya getirildi. Uzun süre yoğun bakım ünitesinde tutulan Uğur Kantar, 12 Ekim günü yaşamını yitirdi.”

Etkin Haber - Girne
Radikal – 28.09.2012 

Bir Cevap Yazın